
Sevgili babam,
Sen gideli 7 yıl, 1 ay, 23 gün olacak yarına. 2609 gün bitecek. 62616 saat geçecek seni kaybettiğimden bu yana. Acılar daha dün gibi taptaze. Rüyalarıma giriyorsun bazen. Evin kapısını açıp içeri giriyorsun ve beni teselli ediyorsun. Gençsin, dinçsin, sağlıklısın. Hiç ölüm yokmuş gibi yaşıyorsun ve sapasağlamsın. Sesini duyuyor, gülüşünü görüyor, yürüyüşünü izliyorum. Uzansam dokunacak kadar yakınım sana. Ama seninle konuşamıyor, elini tutamıyor, doya doya boynuna sarılamıyorum. Uyandığımda hüznüm, kederim ve acım o kadar ezici ve boğucu ki, hayat çekilmez bir hâl alıyor.
Oysaki herkes, ilk günden bu yana “hayat devam ediyor” deyip duruyor. Bunu duyunca kusasım geliyor elimde olmadan. Orasını anladık, hayat devam ediyor, da, kime göre, neye göre, nasıl devam ediyor? Ne soran, ne anlayan, ne de dinleyen var.
Hayal kırıklıkları diz boyu. Her ne kadar bir umut kırıntısı arasam da, tutunacak bir dal bulmaya çalışsam da kalbimde bir şeyler kırık. Ve düzelecek gibi değil o kırıklar. İçimdeki sıkıntının, bunaltının ve boğuntunun haddi hesabı yok. Bunlardan kurtulmak için beyaz sayfalara döküyorum içimi sık sık. İnsan insana açılamıyor günümüzde. Herkes birbirine yabancı. Elimde avucumda yalnız beyaz sayfalar kalmış gibi. Ve bütün öykülerimin sonu sana çıkıyor.
Baharlara, yazlara, yaşama sevinçlerine hasretim sen gittiğinden beri. Yorgun ve halsizim yeniden başlamalara. Ne bir hayal, ne bir arzu, ne bir heves kaldı gönlümde. Yalnızca hayat telaşesi ve günü bitirme mücadelesi. Seni sevindirecek, yüzünü güldürecek, benimle gurur duymanı sağlayacak neler yapıyorum hiç bilmiyorum. Merhametli, adil, sevecen, sevgi dolu, dürüst, iyi olmaya çalışmak neye yarıyor? İyiler hep kaybediyor. Bir gelinin olmasını, torunlarını görebilmeyi isterdin elbet. Ama ne o kişi çıktı henüz karşıma, ne de baba olabildim yokluğunda. Sen ortada olmayınca babalar günlerine de küstüm. Ama yine de bir baba olabilseydim senin beni sevdiğin kadar severdim çocuğumu diye düşünüyorum.
Anacığım, sen gittin gideli eskisi kadar neşeli değil. Bir iç çekişi var ki sorma. Gözleri tarifsiz bir kederle dolu. Ne zaman aklına gelsen ya da eski bir şarkı duysa anılara dalıyor ve gözyaşlarını tutamıyor. Işıklar içinde uyuman için gece lambasını sanki ezelden beri açık bırakmış gibi. Onsuz uyuyamıyor. Ne kadar gülmeye çalışsam da, içim kan ağlıyor. Ruhum karanlık ve kasvetli. Hava istediği kadar güneşli olsun. Benim içimde dinmeyen bir fırtına var. Bir gölge gibi ayrılmıyor üzüntün benden. Nereye gidersem gideyim peşimden geliyor. Yaş aldıkça bir hüzün koleksiyoncusu olup çıktım sanki. Her bayramda, her yılbaşında ya da her babalar gününde koleksiyonuma yeni kederler ekliyorum. Mutsuzluklar büyütüyorum içimde. Sızılar biriktiriyorum. Bir yanım sürekli buruk. Bir çiçek gibi solup gittiğimi hissediyorum bazen. Sanırım benim gibi yas tutan tüm evlatlar birbirine benziyor.
Bir daha gülümser miyim, seni de―her neredeysen―gülümsetir miyim tahmin bile edemiyorum. Güzel bir babalar gününde, bende senin gibi dünyanın en iyi babalarından biri olunca. Belki de ancak o zaman. Babalar günün kutlu olsun bir tanecik babam!
Yorum bırakın