
Anlayamıyorum bu dünyayı.
İnsanlar neden böyle?
Farkında mısınız bilmem?
Herkes nasıl da bencilleşmiş.
Sadece alıyorlar, alıyorlar, alıyorlar.
Hiç verme çabasında değiller.
Arkadaşlık, kardeşlik, dostluk kavramları
neredeyse tarihe karışacak.
İşleri bitince, yalancı dostlukları da bitiyor.
Anlayamıyorum bu dünyayı.
Neden kendini üstün görüyor, senin benim gibi,
etten kemikten bir insan?
Ne suçu var çöpçü dayının,
kapıcı amcanın?
Neden ezmeye çalışıyorlar?
Neden herkes böyle ayrılmış,
uzaklaşmış birbirinden?
Acılara, haksızlıklara, zulümlere yabancı kalmış.
Zayıfı elinden tutup kaldıracaklarına,
bir tekmede kendileri atmak istiyorlar.
Anlayamıyorum bu dünyayı.
Toplum neden sınıflara bölünmüş?
Neden bir yanda zengin
bir yanda yoksul var?
Neden patronla işçi aynı haklara sahip değil?
Farkında mısınız bunların?
Bu derin uçurumlar yüzünden
yaşarken bile can çekişir hâle gelmişiz.
Ve günün birinde ancak,
ölüler diyarında eşitleneceğiz.
Anlayamıyorum bu dünyayı.
Neden paraya tapıyor insanoğlu?
Neden bu zıkkım için
her kapıyı açar diyorlar?
Neden her şeyin
bir fiyatı var?
Neden mutluluk bile
parayla satın alınıyor?
Köle olmayı,
kula kulluk etmeyi,
bir uşağa dönüşmeyi,
zamanını, terini, emeğini
kanını, canını, iliğini
peşkeş çekip, zalimin önüne sermeyi,
sırf onlar daha fazla kâr etsin diye
daha baştan kabul etmiş gibi herkes.
Peki saraylara, takım elbiseliye, namerde
hürmette kusur etmezken,
gecekonduya, çulsuza, garibana
sırt çevirip,
onları hor görmek ne diye?
Anlayamıyorum bu dünyayı.
Neden karşılıklı aşklar
çölde vaha misali artık?
Neden çıkar ilişkileri,
herkesin olmazsa olmazı?
Neden bunca nankör,
bunca yalan,
bunca sahte
bel bağladığımız tüm o sevgiler?
Bolca paranız,
yatınız,
katınız,
arabanız yoksa bu devirde,
beslediğiniz en güzel duygular bile
karşılıksız kalıyor.
Anlayamıyorum bu dünyayı.
Neden ağlarsa anam ağlar,
gerisi yalan ağlar diyorlar?
İnsanın anası gibi seveceği,
sürekli burnunda tüteceği,
üzerine titreyip, kol kanat gereceği,
değerin en büyüğünü teslim edeceği,
kılına zarar gelse dünyayı ateşe vereceği,
“İşte anam gibi helal süt emmiş biri” diyeceği,
aynı zamanda fedakâr bir baba gibi de seveceği,
sıkı sıkı sarılıp daha iyi biri olabileceği,
kanayan yaralarına merhem gibi süreceği,
insanın gerçek insanı bulması
bu kadar mı zor bu yalan dünyada?
Anlayamıyorum bu dünyayı.
Neden bu kadar ikiyüzlü insanlar?
Yüzünüze gülüp,
arkanızdan konuşan,
sizi kullanıp, menfaat sağlayan, samimi görünüp, tuzak hazırlayan.
Farkındasınızdır her şeyin
diye umuyorum.
Saf ve masum insana
yer yok artık sanki hayatta.
Doğruluk,
dürüstlük,
erdem sözcükleri.
Neredeyse mumla aranacak.
Millet her Allah’ın günü
birbirini kandırıp,
dolandırıp,
kazıklamanın
peşine düşmüş gibi.
Anlayamıyorum bu dünyayı.
Neden daha fazla zengin olmak ister ki bir insan?
Elindekiyle yetinmek, muhtaçlara dağıtmak varken.
Emeklisi, memuru, fakiri ömrü hayatında
bir gün yüzü bile görememişken,
yoksul olmak günümüzde sanki
büyük bir günah,
bir hata,
bir suç sayılırken,
şan, şöhret, para, pul kutsanıp,
baş tacı edilir kitleler tarafından.
Televizyonla, reklamla,
sosyal medyayla kandırılıp,
lükse,
gösterişe,
cafcaflı hayatlara özendirilir herkes.
Burjuvalar, patronlar, elit kesimler gibi
umurumuzda mı dünya,
çal çal oyna demek yakışır mı insan olana?
Anlayamıyorum bu dünyayı.
Zengin neden bu kadar açgözlü?
Neden paylaşmak istemiyor?
Neden salt kendi çıkarını düşünüyor?
Yanılıyorsam söyleyin.
Yoksul sıfırı tüketirken,
zamlara karşı,
fatura soygununa karşı,
açlığa karşı,
soğuğa karşı mücadele verirken,
zenginin tek derdi hep daha çok kazanıp,
banka hesabına bir sıfır fazla eklemek
değil midir bu hayatta?
Anlayamıyorum bu dünyayı.
Bıçak kemiğe dayanırken,
tüm insanlar inim inim inlerken,
talih artık düzlüğe çıkmayı umarken,
dışlananlar, sömürülenler, hakkı yenenler,
toplumun alt tabakalarına mahkûm edilenler,
her türlü baskıya direnenler,
analar, kadınlar, yoksullar, pırlanta gibi gençler,
köylüler, çiftçiler, ırgatlar, madenciler,
bizi aydınlığa, eşitliğe, emek ve özgürlüğe götürecekler,
umudunu yitirmeyen bütün o asil yürekler,
kaybedecek hiçbir şeyi olmayıp,
kazanacağımız o yeni dünyayı
inşa edecekler,
Hangi sabah kıracaklar tüm zincirleri?
Hangi öğleden sonrası birleşecek bütün işçiler?
Hangi akşam gelecek ezilenlerin günü?
Daha acaba ne kadar bekleyecekler?
Gerçekten anlayamıyorum.
Yorum bırakın