UMUTSUZ BİR NOEL BABA

Noel Baba derlerdi ona. Çok uzaklarda, mistik, büyülü, dünyanın hiç bilmediği rüya gibi bir yerde geyikleri ve cüceleriyle birlikte yaşardı. Birine “Noel Baba’ya inanıyor musun?” diye sorduğunuz zaman bütün çocuklar hiç düşünmeden “Evet” derdi. Ama iş yetişkinlere gelince “Hayır” derlerdi çoğu zaman. Noel Baba yetişkinler için bir masal, bir hurafe, bir uydurmaydı. İnanmıyorlardı ona. İnançlarını kaybetmişlerdi. Noel Baba’nın da yetişkinlere inancı kalmamıştı artık. Uyurken tüm yetişkinleri izlemişti bir sene boyunca. Büyüyen bütün çocukların, hayallerini kaybeden tüm o yetişkinlerin, kalplerinde iyilik mi kötülük mü olduğunu bilirdi. Geceleri herkes uyurken kulaklarına “Allah rızası için iyi olun” diye fısıldardı. Ama çoğu kişi onu duymazdı. Noel Baba her şeyi bilen, iyiliksever, sevgi dolu, cömert ve kibar biriydi. Yaptığı bu işe, iyiliği ve merhameti dünyaya yaymak adına girmiş, yüzyıllar boyunca kendini insanların bozulan kalplerini onarmaya adamıştı. İnsanların her hareketini görebiliyor ve yaptıkları iyilik ve kötülüklerin bir listesini tutuyordu. Şayet iyilik yaparlarsa onları mükâfatlandırıyor, kötülük yaparlarsa onları cezalandırıyordu. Listesi bu sene çok kabarıktı. Kötülüklerle dolup taşıyordu…

Çok mutsuzdu Noel Baba bu durumdan. Her zamankinden çok daha üzüntülüydü. Tarihin en kötü Yılbaşını geçiriyordu. Aşksızdı. İnançsızdı. Umutsuzdu. Hiç bir şey değişmiyordu ülkede. Hiçbir şeyi değiştiremiyordu. Ne yaparsa yapsın, neler umut ederse etsin, her sene bir öncekini mumla aratmaya başlamıştı. Ülkemizdeki Ana Haber Bültenlerini izledikçe hayattan soğuyordu. Her sene bir sene öncekinden daha çok felaket, uğursuzluk, ölüm, hastalık, yıkım, acı, keder, maddi zorluk, şiddet, zorbalık, yoksulluk, adaletsizlik, mutsuzluk getiriyordu insanlara. Kimsenin yüzüne şans gülmüyordu. Zayıflar hep eziliyordu. Kazanan hep güçlüler oluyordu. Zenginler zirveye tırmanırken, fakirler uçurumun kenarına her geçen gün bir adım daha yaklaşıyordu. Hayaller ve umut her sene olduğu gibi birleşip 31 Aralık gecesi hayatın soğuk ve zalim gerçeklerine karşı bir taarruz başlatıyordu. Ama bütün cılızlıklarıyla 1 Ocak sabahı büyük bir hüsranla yeniden yenilgiye uğrayıp geri çekiliyorlardı. “Belki şehre bir film gelir” diye bekliyordu milyonlarca insan. Ama görecekleri tek film ağır dramlardan ibaret oluyordu. Hayalleri çalınan, değerleri olmayan, hayata bir sıfır geride başladıkları bir ülkede yaşıyorlardı. Yürekleri yangın yeriydi herkesin. Noel Baba bu yangını nasıl söndürebilirdi ki?

Şairin dediği gibi güllerini de eskitmişti Noel Baba artık. Jestleri ölmüştü. Hediye vermek istemiyordu bu yıl kimseye. Yorgundu. Bıkkındı. Keyifsizdi. Hayal kırıklığına uğramıştı. Kötülükle başa çıkamıyordu. İyiler hep kaybediyordu. Kıyafetini bile giymek istemiyordu bu sene. Umutsuz bir Noel Babaydı…

Bu dünya jestleri hak etmiyordu belki de. Kıymeti, değeri bilmiyordu insanlar. Birbirlerine, hayvanlara, doğaya zarar veriyor, önüne gelen her şeyi tahrip ediyorlardı. Eskilerin saygısı, dürüstlükleri, güzellikleri, iyi kalpli insanları, çıkarsız ilişkileri, o neşeli Yılbaşları hepsi tarihe karışmıştı artık. Yılbaşının o süsü, ışıltısı, gösterişi bile daha bir solgundu. İçtenlik yoktu artık hiçbir şeyde. İnsanoğlu yıllar geçtikçe daha katı, taş kalpli, alaycı, kötümser, merhametsiz, sevgisiz, gerici, yobaz, cahil, ahlaksız, cani, zalim, yalnızca kendini düşünen bir canlıya dönüşmüştü. İnsana inancı kalmamıştı pek Noel Baba’nın. Yalan, maddiyat, çıkar ilişkileri, ikiyüzlülük, bencillik artık insanların hayatlarını idame ettirme biçimleri olmuştu. Bugün çok fazla mutsuz insan vardı bu ülkede. Gidecek yerleri, sığınacak kimseleri ve umutları yoktu. Yaşam her gün daha da karamsar bir hâl almaya başlamıştı. Buna çok içerliyordu Noel Baba. Kalbi kırıktı. Dünya sevgisiz bir yere dönmüştü…

Hiçbir şeyi sevmeyecek miydin acaba bu dünyada? Arada bir aklına bu geliyordu Noel Baba’nın. Neyi değiştirebilirdi ki? Niye uğraşıyordu? Niye umut ediyordu? Niye seviyordu? Belki de kırık bir kalpten kaçınmanın en emin yolu kimseyi sevmemekti. Eşini, çocuklarını, anneni, babanı, kardeşlerini, arkadaşlarını, komşunu, kuşunu, kedini, köpeğini, futbol takımını, denizi, güneşi, yeni doğan günü, ayı, yıldızları, gökkuşağını, fırından yeni çıkan ekmeği, yağmur yağdıktan sonraki toprağın kokusunu, çocuk gülüşlerini, mevsimleri, bahçeni, çiçeklerini, dedeni, anneanneni, işini kısacası dünyayı ve ona ait olan hiçbir şeyi sevmeyecektin belki de. Sizi aşka çeken şeylerden de sakınacaktınız bu dünyada. Müzikten, sanattan, edebiyattan, sinemadan, şiirlerden koruyacaktınız kendinizi. Ruhunuza söz geçirmesini bilecektiniz. Hiçbir şeyin onu teslim almasına izin vermeyecektiniz. Kalbinizi dar, katı, alaycı, yenilmez, aşılmaz tutacak ve küçük iyiliklerden kaçınacaktınız. Merhametli, bağışlayıcı, sevgi dolu, cömert veya hayırsever olmayacaktınız. Çünkü bu davranışlar kalbinizi genişletirdi ve sizi ince, kırılgan ve aşka duyarlı biri haline getirirdi. Aşksız bir insan olacaktınız. Neil Young çok açık ve hüzünlü bir şekilde dile getirmemiş miydi bunu o güzel şarkısında? “Yalnızca aşk kalbini kırabilir.”

Böylelikle, aşka ve sevgiye direnecektiniz bu sene. Kimseye öyle körü körüne bağlanmayacaktınız. Hatta elinizdeyse hiçbir şeye bağlanmayacaktınız. Çünkü böyle bir bağlılık, büyülü bir aşk, gerçek bir aşk, büyük ve asil bir aşk, gönülden gelen bir sevgi, çıkarsız, yoğun, şiddetli, filmlerdeki ve şiirlerdeki gibi bir sevgi, romanların bahsettiği o fedakâr sevgi, dünyanın en tehlikeli şeylerinden biriydi ve kesinlikle sizin yıkımınıza yol açardı. Kırık bir kalp, hüzün, keder ve yalnızlıkla doldururdu içinizi ve sizi sefil bırakırdı. Aşkın kaçınılmaz kederiydi belki de bu. Makus talihiydi…

Mutlu olmanın bir yolu yok muydu bu dünyada? Talihi nasıl döndürebilecekti bu yıl Noel Baba? Sıkıntılı bir şekilde tamda bunları düşünürken penceresine bir kuş kondu Noel Baba’nın. Açtı minik kuş, bitkindi, üşümüştü. Bezgin bir şekilde, son bir hamleyle gagasıyla cama vurmuştu. Hemen içeri aldı Noel Baba kuşu. Donmak üzereydi neredeyse. Hemen sobanın yanına götürdü onu. Avuçlarının içine aldı ve nefesiyle ısıttı. Daha sonra biraz su verdi. Masadaki ekmekten bir parça kopardı. Karnını doyurdu. Kuş birkaç dakika sonra canlandı, kendine geldi. Teşekkür etti Noel Baba’ya. “Evime gidiyordum” dedi. “Eşime ve çocuklarıma bir parça ekmek bulmuş, onu götürüyordum. Ailecek Yılbaşını kutlayacaktık ama fırtına başlayınca bu büyülü ormanda yolumu kaybettim. Sonra bir ışık gördüm. Bu evde yaşıyor olmalısınız diye düşündüm. Son gücümle buraya uçtum. Yanılmamışım. Allah razı olsun ki sizinle karşılaştım. Yoksa soğuktan donacaktım.” Noel Baba küçük kuş uzaklaşmadan ailesine götürmesi için ona en güzelinden bir somun ekmek verdi. Kuş mutlu yıllar dileyip oradan uzaklaştı.

Birden kalbinde bir hafiflik, bir rahatlama hissetti Noel Baba. Dünyadaki her şeye aşık olduğunu fark etti. İyilik ne güzel şeydi. Aşka, sevgiye, merhamete, iyiliğe direnmek ve kendini kalp kırıklıklarına karşı aşılamak hayatın kendisini reddetmekti. Bu dünyayı sevmek herkesin başlıca insani görevi olmalıydı. Yapabildiğiniz, elinizden gelen her şekilde, bu dünyadaki her şeyi cesurca, sonunu düşünmeden, inatla, pervasızca sevmeliydiniz. Dünya acil sevgi ihtiyacı içindeydi. Muhtaç, yalnız ve umutsuzdu. Size ihtiyacı vardı. Dünya aşk için, sizin sevginiz için ağlıyor, haykırıyordu. Sevginiz olmadan hayata tutunamayacaktı. Dünyaya verdiğiniz sevgi için, dünya size mislisiyle geri dönecekti günün birinde. Ve evet, kalp kırıklıkları, gönül yaraları olacaktı hayatta fakat bunların da zamanla bir armağan olduğunu anlayacaktınız. Küçük bir ölüm yaşayacaktınız ama defalarca yeniden doğacaktınız. Sevgi. İnanç. Umut. Dünya bunlara kavuşmak için sizi bekliyordu…

Umutsuz bir Noel Baba olamazdı…

Aceleyle kıyafetlerini tekrar giydi. Mutluluktan ağlayacaktı. Geyikleri kapıda hazır bekliyordu. Cücelerin sevinç gösterileri arasında kızağına atladı. Yılbaşı gecesi saat tam 12’de gökyüzünden bir yıldız kaydığını gördü bütün insanlar. Çan sesleri eşliğinde Noel Baba ülkemize geliyordu geyikleriyle beraber. Hediyelerimiz hazırdı. Bu yıl ülkemizdeki bütün kötülükleri sıfırlayacaktı. Yeniden başlayacaktı insanlar. Noel Baba bizlere günün birinde gerçekten insan olabilme mücadelemizde sevgi, iyilik, incelik, merhamet, umut, insanlık, zarafet dağıtacak, nasır tutan kalpleri iyileştirecek, zaten biz daha doğmadan, daha anne karnındayken tohumları ekilen bütün insani erdemlerimizi bizlere tekrar kazandıracaktı. En çok ihtiyacımız olan şeyler bunlardı bu zamanlarda…

Güzel günler görecektik ülke olarak. Güzel şeylerinde olma ihtimali vardı bu topraklarda. Kötüler yerin dibine girecekti günün birinde. Adalet sağlanacaktı. İyilerde bir gün kazanacaktı. Umudumuzu kaybetmeyecektik. Ne diyordu Nazım Hikmet o muhteşem şiirinde:

Güzel günler göreceğiz çocuklar

Güneşli günler

Göreceğiz

Motorları maviliklere süreceğiz çocuklar

Işıklı maviliklere

Süreceğiz

Yeni Yıla nasıl girerseniz, bütün yıl öyle devam ederdi. Ülkemizde bıkmadan, usanmadan, yorulmadan günün birinde bazı şeylerin değişeceğin umut ederek, sevgiyle, iyilikle büyük bir insancıllıkla girecekti bu yıl Yeni Yıla…

Noel Baba havada son bir kez süzüldü o ihtişamlı kızağı ve ona ölümüne sadık geyikleriyle.

 “Bu yıl daha iyi bir insan olun” diye bağırdı. “İyilikler yapın. Yalnızca kendinizi düşünmeyin. Bu sizin son şansınız olabilir. Sevin ve sevilin. Dünyanın, yaşamın, doğanın, hayvanların ve birbirinizin kıymetini bilin. Mucizeleri gerçekleştirin. Şeytanın bacağını kırın. Umutsuzluğa kesinlikle düşmeyin. Seneye iyi bir insan oldunuz mu diye sizi tekrar görmeye geleceğim. Yıl boyunca peşinizdeyim. Her hareketinizi izliyor olacağım. Beni yine hayal kırıklığına uğratırsanız bu sefer karışmam.”

Dilinde Frank Sinatra’nın o meşhur şarkısı vardı ülkemiz semalarından ayrılmadan önce. Bağıra bağıra o şarkıyı söyledi herkese. Ve çan sesleri arasında Alacakaranlık Kuşağı’nın o karanlık ve kasvetli tonlarını yılın bu son yazısında umutlu, rengarenk, çocuksu bir boyaya bulayıp birden gözden kayboldu…

Neşeli küçük bir Noel yaşa

Bırak kalbin aydınlansın

Gelecek yıl bütün dertlerimiz gözden uzak olsun.

Umutla ve inatla dünyayı ve insanları sevmekten vazgeçmeyen, kalplerinde büyüseler bile halen bir çocuk bulunduran, içleri iyiliklerle dolup taşan ve mucizelere inanmayı bırakmayan sevgili dostlarım. Tüm hayallerimiz Yeni Yılda gerçekleşir umarım…

BARIŞ BELDEK

29.12.2021

Yorum bırakın

WordPress.com ile Oluşturulan Web Sitesi.

Yukarı ↑