HOŞÇA KAL GÜZEL YAZ!

Sonradan edindiğim arkadaşlar on iki yaşındaki arkadaşlarım gibi olmadı hiç. Hep böyle olmaz mı zaten?

Stand By Me

Yine teşrif etti Eylül! Yazın bitmesi hep bir hüzündü. Melankoliydi. Geri gelmeyecek hayallerdi, umutlardı, özlemlerdi. “Bir yaz daha görsem neler vermezdim” diyordu Yoldaş isimli kitabında Cesare Pavese. İlk aşk, ilk öpücük, acıyla ilk tanışmaydı yaz My Girl filminde. Bir daha hiç dönmeyecek bir sevgiliyi umutla beklemek gibiydi Summer Of ’42’de. Büyümekti. Olgunlaşmaktı. Sevgiyi ilk kez tatmaktı. Rüya gibi bir tatildi Stand By Me’de. Çocukluk arkadaşlarınız, oyunlar, maceradan maceraya koşmak, dostluk ve erdemdi. Sonunda hep bir ayrılık, hep bir burukluktu. Yaz, kalıplarını kırmaktı, dışarı çıkmak, hayatı içine çekmekti Il Sorpasso’da. Tepeden tırnağa günü yaşamaktı. Kelebek misaliydi ama insan ömrü. “Kaç yazımız kaldı acaba” diyordu Tom Waits Rumble Fish’te. Düşününce tuhaf geliyordu. Sayılı yazlarımızın rüzgar gibi geçip gitmesi. Yaz özgürlüktü, yaramazlıktı, afacanlıktı, her istediğinizi yapabilmenizdi Don’t Tell Mom The Babysitter’s Dead’te. Ama daha bir bilinçlenirdin sonbahar gelip okullar açılınca. Hayatında bazı kararlar verirdin. Bir geri dönüştü yaz The Swimmer’da. Çocukluğuna, eskinin güzel günlerine, iyi insanlarına, hayalindeki geçmişine. Ama hepsinin yerinde yeller esiyordu. Yaz güneşi büyüdükçe artık ısıtmıyordu. “Bir yaz günü. Bir yaz günü. Hiç bu kadar üşüdün mü?” diyordu Teoman o güzel şarkısında. Yaz demek, çocukluk, eğlence, konserler, atlıkarınca, dondurma, pamuk şeker demekti. Büyüyünce bunlar yok artık diyordu Alacakaranlık Kuşağı’nın en güzel bölümü Walking Distance’ta. Geçmişe, çocukluğuna giden, yorgun, argın, tüm hevesi kaçmış bizim gibi biri vardı hikayenin merkezinde. Çocuk haline şöyle diyordu: “Bunlar en güzel zamanların. Vakit varken tadını çıkar.” Ve Things to Do in Denver When You’re Dead’teki o kara adama kulak verirdim hep söz konusu rüzgar gibi geçen bir yaz daha olunca. “Hayat çocuklukta geçen yazlardan daha hızlı geçiyor.”

Bir kez daha hoşça kal sana güzel yaz! Bu güzel filmlerle, kalbimizde geçmiş yazlara hasret ve özlemle. Kulaklarımızda Andy Williams’ın A Summer Place şarkısıyla. “İki insanın, tüm umutlarını, tüm hayallerini, tüm sevgilerini paylaştığı. Yaz olan bir yerde.” Bir gün yeniden buluşmak, hasret gidermek ümidiyle. Hep duygularıyla hareket eden, suya ve aya sımsıkı bağlı yengeç burçları, bütün türdeşlerim ve yaz çocukları adına. Bir kez daha içime çekiyorum yaz mevsimini derin derin. Adresim yine aynı: Tatlı ve ılık bir yaz gecesi. Alacakaranlık Kuşağı.

Barış Beldek

01.09.2021

Yorum bırakın

WordPress.com ile Oluşturulan Web Sitesi.

Yukarı ↑