
Üniversitedeyim. Yeni, bambaşka bir hayat, farklı bir şeyler keşfetme isteği. Hayatın, içinde bulunduğumuz küçücük dünyadan çok daha fazlası olduğunu görmenin, onun sınırsız, uçsuz, bucaksız olduğunu anlama günleri. Kendini tanıma zamanları. Sürekli kitap okumalar, film izlemeler ve müzik dinlemeler. Kendine bir şeyler katma yarışında gibi sanki tüm arkadaşlarım. Müzik hep yanı başımızda. Dedikleri gibi ruhumuzun gıdası. Onsuz olmuyor. Her türden müzik dinliyorum. Bazılarından çok etkileniyorum. Şarkı sözlerini anlamaya çalışıyorum, kağıtlara yazıyorum, kendi çapımda çeviriler yapıyorum, gece yatmadan dinliyorum sürekli, hepsi bana dostluk ediyor. Bazen bir şarkı günlerce kafamda çalıyor. Sarhoş gibi geziyorum. Dinledikçe düşlerdeyim. Hepsi bitiyor büyüyünce. Yaşamda bir düş. O da bitecek bir gün merak etmeyin. Ama düşlerin başlangıcı gibi bir şey üniversite yılları. Yeni gruplar keşfediyorum. Yeni şarkılar. Kimsenin duymadığı, dinlemediği grupları arıyorum. Şimdiki pikabım, plaklarım yok o dönem. İnternet cafeler uğrak mekanlarımız olmuş. İnsanlar MP3 hastası o zamanlar. Sevdiği şarkıları topluyor. MP3 çalarlar var. Çok revaçtalar. Onlara sürüyle şarkı yüklüyoruz. Evde, otobüste, okulda her yerde dinliyoruz. Hayatımın belli bir bölümüne damga vuran şarkılar, albümler var. Nereye gitsem taşıyorum onları. Dünyanın sonu gelse bile vazgeçmem onlardan. Eski fotoğraflarımı ararken buldum bu cevherleri o dönem yaptırdığım bir CD’de. İşte dünyanın sonu gelse ve az bir zamanım kalsa bile dinlemeden diğer tarafa gitmeyeceğim çok değerli, benim için hazine değerinde 60 parçalık şarkı listem.
Yorum bırakın