GÖZÜN AYDIN BABAM! DEMİRSPOR SÜPER LİG’DE!

Canım Babacığım.

Aylardan yine Mayıs. Geçen Pazar Anneler Günüydü. Hep seni andık. Keşke yanımızda olsaydın dedik. Anacığım her özel günde olduğu gibi yine üzgündü, durgundu, buruk ve sessizdi sen olmayınca. Bizim için artık ne özel günlerin, ne bayramların, ne doğum günlerinin, hiçbir şeyin anlamı yoktu sen gittin gideli. Ama sen böyle olmasını istemezdin. Bizde her şeyi sana layık bir biçimde, senin istediğin biçimde yapmaya çalışırdık her şeye rağmen. Anneler gününü kutlamıştık, önümüz bayramdı. Hep bana öğrettiğin gibi umudun ayıydı Mayıs. Emeğin, sevginin, direnişin, kavganın, ekmeğin. Ama dünya aynıydı. Değişmiyordu. Kötülük her yerdeydi. İnsanlar birlik olamıyorlardı. Beraber değillerdi. El ele veremiyorlardı. Hep bir ayrımcılık vardı. Katliamlar vardı. Masumlar ölüyordu. Kim yapıyordu bunları? Yok muydu bunları bitirecek bir insanoğlu dünyada? Dünya daha iyi bir yer olamaz mıydı? Hiç mi yürekli insan kalmamıştı? Neden tüm dünyaya bir korku egemen olmuştu? İnsanlar neden özgürce hareket edemiyorlardı? Covid belasından da kurtulamıyorduk. Ne zaman meyvesini verecekti Mayıs ayları? Bir nebze olsun sevinmeye kimsenin hakkı yok muydu? Biraz umutlanmaya? Tutunacak bir şeylere ihtiyacımız vardı. Hayat hep böyle sürüp gitmezdi. Bir şeyler değişmeliydi artık dünyada.

Bu Mayıs ayı bir nebze olsun sevineceğin bir şey oldu canım babam. Bunu seninle paylaşmak istedim buradan. Gözün aydın! Müjdemi isterim senden! Adana Demirspor, Anneler Günü’nün gecesi, Pazar gecesi, böyle güzel bir Mayıs akşamı Süper Lig’e çıktı sonunda. Ne yazık ki sen göremedin. Ama bunu hissettiğine inanıyorum. Orada, gittiğin o sonsuzlukta, yanında arkadaşlarınla yine maçları takip ettiğine, ve senden mutlusu olmadığına inanıyorum. En son Süper Lig’e çıktığından bu yana 26 sene geçmiş Demirspor’un. Yıllarca hep tekrar lige çıkmalarını bekliyordun. Ne çok severdik onları. Adana Demirspor denilince akan sular dururdu. Son günlerinde, yoğun bakımdan eve çıkıp geldiğin günlerde dahi, maçlardan ayrı kalamıyordun. Moralin düzelsin diye sana Digitürk almıştık. Odana televizyon kurmuştuk. Çok iyi hatırlıyorum, o sıralarda, nefes almaya çalışırken, halüsinasyonlar görürken, o solunum cihazıyla cebelleşirken, Azraille boğuşurken bile kaçırmıyordun Demirspor’un maçlarını. Hep söyleyecekleri bir şeyleri vardı Demirsporluların. Takımıyla, taraftarıyla kenetlenirlerdi. Hislerimize pankartlarıyla tercüman olurlardı. Başkaldırırlardı. Haklarını ararlardı. Muhaliftiler. Ezilenin, dışlananın, sömürülenin yanındaydılar. Daha iyi, daha güzel, daha adaletli, rengarenk bir dünyaydı istedikleri. Futbolun asla yalnızca futbol olmadığını haykırırlardı. Kapitalist sisteme, endüstriyel futbola, milyon dolarlar kazanan futbolculara, gösterişe, reklamlara, adaletsizliğe, faşizme, ırkçılığın, zorbalığın bin bir türlüsüne karşıydılar. Ülkemizdeki, dünyadaki haksızlıklara kayıtsız kalanların hep karşısındaydılar. Muhteşem bir taraftarı vardı. Halk takımıydılar. Dünyanın en iyileri arasındaydılar. Deli gibi sevmek ruhlarında vardı. İşçinin, emeğin, mücadelenin takımıydılar. Ölümüne Atatürkçüydüler. Bizim maviye olan sevgimiz Selanik’te açılan bir gözle başladı derlerdi. Che’nin yolundan giderlerdi. “Hasta Siempre” derlerdi. “Sonsuza Kadar.” Onurluydular. İnançlıydılar. Düştüysek kalkmasını biliriz derlerdi. Asiydiler. Şehrin asi çocuklarıydılar. Direnişçiydiler. Mavi şimşekler derdik. Ben üniversitedeyken bir gün, o büyük takım, kardeşimiz, ruh eşimiz Livorno gelmişti ülkemize. İtalya’daki tüm işçi kardeşlerin sevgilerini, selamlarını getirmişti Adana’ya. Bir efsane gelmişti. Lucarelli gelmişti. Unutulmaz bir dostluk maçıydı. Çav Bella inliyordu tribünlerde. Televizyon’da beraber izlemiştik babacığım. Herkes tek yürek olmuştu. Faşizme karşı omuz omuza durmuştu bu iki güzide kulübün taraftarı. Yüreklerimiz çarpmıştı. Gururlanmıştık. Dünyada bir şeylerin değişebileceğini, bunun sporla da yapılabileceğini görmüştük. Halen videolarını izlerim o maçın. Hep bir şansızlığı vardı ama Demirspor’un. Playoff’lara kadar gelince sevinirdik, umutlanırdık, acaba derdik. Ama olmazdı. Bir türlü şeytanın bacağını kıramazlardı. Bu sefer oldu ama canım babacığım. Adana Demirspor artık Süper Lig’de. Görsen ne mutlu olurdun. Belki bu küçük bir şeydi bazıları için. Önemsiz sayılabilirdi. Ama sen beni anlardın. Neyse ki halen birbirini anlayacak insanlarda vardı dünyada. Bizim için dünyanın değişmesi işte böyle başlardı. Küçük bir kıvılcımdı belki. Ama böyle başlardı devrimler, değişimler, umutlar.

Aylardan yine Mayıs. Demirspor Süper Lig’de artık. Umarım hayattayken görmediğin ama hep düşünü kurduğun diğer şeylerde bu vesileyle gerçekleşir babacığım. Adana Demirspor bunun bir başlangıcı olur İnşallah. Umarım dünya, en kısa zamanda hayalini kurduğumuz gibi değişir ve daha güzel günler görürüz. Senin yerine de izleyeceğim Demirspor’un maçlarını. Hep takip edeceğim. Sen yanımdaymışçasına. Pazar günleri salona geçip birlikte maç izlediğimiz, sohbet ettiğimiz o güzel günlerdeki gibi. Hiç bir şey bizi yolumuzdan etmeyecek canım babacığım. Bunu bilesin. Dünya bir gün değişecek ve bunu sana ilk anlatan ben olacağım.

Umutla. Hasretle. Sevgiyle.

Seni çok seven oğlun.

Barış.

Yorum bırakın

WordPress.com ile Oluşturulan Web Sitesi.

Yukarı ↑